AYAZAĞA'DA TAŞKIN RİSKİ YILLAR ÖNCE GÜNDEME GELMİŞTİ: HANGİ ÖNLEMLER ALINDI?

Bu haberde öne çıkanlar
- İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa'da yaşanan sel felaketinin ardından, bölgedeki taşkın riskine ilişkin geçmiş teknik çalışmalar, dere ıslah projeleri ve imar kararları yeniden günd
- ManisaTürk'ün resmî belgeler ve kamuoyuna yapılan açıklamalar üzerinden hazırladığı araştırma dosyası, merkezi ve yerel yönetimlerin çalışmalarını, dijital afet modelleme projelerini ve yanı
- Bu mühendislik terimi, belirli büyüklükteki bir taşkının yıllık gerçekleşme olasılığıyla ilgili istatistiksel bir ölçütü ifade ediyor.Belgelerde bazı çalışmalar için 2023–2025 dönemi öngörül
İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa'da yaşanan sel felaketinin ardından, bölgedeki taşkın riskine ilişkin geçmiş teknik çalışmalar, dere ıslah projeleri ve imar kararları yeniden gündeme geldi. ManisaTürk'ün resmî belgeler ve kamuoyuna yapılan açıklamalar üzerinden hazırladığı araştırma dosyası, merkezi ve yerel yönetimlerin çalışmalarını, dijital afet modelleme projelerini ve yanıt bekleyen soruları bir araya getiriyor.
MANİSATÜRK | ÖZEL ARAŞTIRMA
AYAZAĞA'DAKİ SEL FELAKETİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLİYOR
İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi'nde Ekim 2026'da yaşanan sel felaketi, bölgedeki taşkın risklerine karşı geçmiş yıllarda yürütülen çalışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Felaketin ardından kamu kurumlarının açıklamaları, dere yataklarındaki yapılaşma, taşkın önleme projeleri ve imar kararlarına ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.
Bu gelişmeler üzerine ManisaTürk, Ayazağa Deresi hakkında geçmiş yıllarda hazırlanan teknik belgeleri, ilgili mevzuatı, kamu kurumlarının görev alanlarını ve afet risklerini belirlemek amacıyla geliştirilen dijital sistemleri araştırdı.
İncelenen belgeler, Ayazağa Deresi'nin taşkın riskine ilişkin değerlendirmelerin 2026 yılından önce de yapıldığını gösteriyor.
Ancak bu çalışmaların ne ölçüde uygulandığı, mevcut altyapının taşkın sırasında nasıl performans gösterdiği ve hangi tedbirlerin tamamlandığı konusunda ayrıntılı uygulama kayıtlarına ihtiyaç bulunuyor.

AYAZAĞA DERESİ RESMÎ TAŞKIN PLANLARINDA YER ALIYOR
Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı'na ilişkin belgelerinde Ayazağa Deresi için çeşitli taşkın önleme tedbirleri öngörülüyor.
2022 tarihli hazırlık belgelerinde yer alan teknik değerlendirmeler kapsamında, derenin belirli kesimlerinde yatak düzenlemesi yapılması, su taşıma kapasitesinin artırılması ve geçiş yapılarının iyileştirilmesi gibi çalışmalar tanımlanıyor.
Bazı müdahalelerde 500 yıllık tekerrür debisi esas alınıyor. Bu mühendislik terimi, belirli büyüklükteki bir taşkının yıllık gerçekleşme olasılığıyla ilgili istatistiksel bir ölçütü ifade ediyor.
Belgelerde bazı çalışmalar için 2023–2025 dönemi öngörülmüş olmakla birlikte, Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı'nın 17 Ocak 2025 tarihli ve 9419 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe girdiği görülüyor.
Bu nedenle teknik çalışmaların hazırlanma tarihi ile planın resmî yürürlük tarihi birbirinden ayrı değerlendirilmeli.
Araştırılması gereken temel konu, Ayazağa Deresi için belirlenen tedbirlerin hangi aşamalardan geçtiği ve uygulama sonuçlarının ne olduğu.
DERE ISLAHI ÇALIŞMALARINDA HANGİ KURUMLAR GÖREVLİ?
Türkiye'de taşkın riskinin azaltılmasına yönelik çalışmalar, birden fazla kamu kurumunun görev ve yetki alanına giriyor.
6200 sayılı Kanun kapsamında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), taşkın kontrolü ve koruyucu su yapıları konusunda görevler üstleniyor.
İstanbul'da ise İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), dere ıslahı ve yağmur suyu altyapısı alanlarında çalışmalar yürütüyor.
İSKİ'nin 2024 Kamu Hizmet Envanteri'nde dere ıslahı, kurum tarafından sunulan hizmetler arasında yer alıyor.
Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı'nda Ayazağa Deresi için belirlenen tedbirlerde de ilgili kurumlar müdahalenin niteliğine göre farklılık gösteriyor.
Bazı düzenlemelerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve DSİ, bazı geçiş yapılarında Karayolları Genel Müdürlüğü ve DSİ, diğer taşkın kontrol tedbirlerinde ise ilgili kamu kuruluşları görevli kurumlar arasında belirtiliyor.
Dolayısıyla çalışmaların hangi kurum tarafından yürütülmesi gerektiği, her bir proje ve dere kesimi özelinde incelenmeli.
Bu noktada DSİ, İSKİ ve İBB'nin uygulama projeleri, yatırım programları, ihale kayıtları ve iş bitirme belgeleri önem taşıyor.
ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞININ YETKİLERİ NELER?
Sel felaketinin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un açıklamaları, dere ıslahı ile imar planlaması arasındaki görev ayrımını yeniden gündeme getirdi.
Dere ıslahı ve taşkın kontrol tesislerinin yapılmasıyla, imar planlarının hazırlanması ve onaylanması farklı idari işlemlerden oluşuyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı her dere için doğrudan ıslah uygulayıcısı konumunda bulunmamakla birlikte, mevzuatta öngörülen koşullarda imar planlarına ilişkin yetkiler kullanabiliyor.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 9. maddesi, belirli durumlarda Bakanlığa imar planı yapma, değiştirme ve resen onaylama yetkisi tanıyor.
6306 sayılı Kanun kapsamında da riskli alanlar ve dönüşüm süreçlerine ilişkin özel planlama yetkileri bulunuyor.
Ancak bu genel yetkilerin Ayazağa'da hangi işlemler bakımından kullanıldığının belirlenmesi için ilgili idari kararların incelenmesi gerekiyor.
Bakanlığın bölgedeki işlemlerinin hukuka uygunluğu ve olası sorumluluğu, ancak somut işlem belgeleri, yürürlükteki mevzuat ve teknik raporlar birlikte değerlendirildiğinde belirlenebilir.
İMAR KARARLARINDA TAŞKIN RİSKİ NASIL DEĞERLENDİRİLİYOR?
Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği, imar planlarının hazırlanması sırasında taşkın riskinin dikkate alınmasına ilişkin düzenlemeler içeriyor.
Yönetmeliğin ilgili hükümlerinde, taşkın yönetim planları ve DSİ tarafından belirlenen taşkın sınırlarının değerlendirilmesi öngörülüyor.
Gerekli durumlarda hidrolojik ve hidrolik etütlerin hazırlanması ile DSİ'nin teknik görüşünün alınması da önem taşıyor.
Ancak mevzuatın zaman içinde değiştiği unutulmamalı. Geçmişte alınan bir imar kararının hukuki değerlendirmesi, işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan hükümler esas alınarak yapılmalı.
Ayazağa'daki planlama süreçleri açısından cevaplanması gereken soru, ilgili imar kararlarının hangi teknik görüşlere ve raporlara dayandığı.
DSİ ve İSKİ tarafından verilen görüşlerin tarihleri, kapsamları ve bu görüşlerin uygulama projelerine nasıl yansıtıldığı araştırmanın önemli başlıkları arasında bulunuyor.
AYAZAĞA'DAKİ İHALE VE İMAR SÜREÇLERİ
Araştırma kapsamında incelenen 7 Ocak 2025 tarihli Resmî Gazete ihale ilanında, Sarıyer Ayazağa Mahallesi 7242 ada 41 parsele ilişkin bilgiler yer alıyor.
İlanda toplam 43 bin 129 metrekare büyüklüğündeki taşınmazda İBB'nin 20 bin 386,34 metrekare hissesi bulunduğu belirtiliyor.
İhale koşullarında 1 milyar TL nakit bedel ve 4 bin 4 metrekare bağımsız bölüm alanı karşılığı öngörülüyor.
Bakan Murat Kurum, 20 Ekim 2026 tarihli kamuoyu açıklamasında ise Ayazağa'daki bir projeye ilişkin İBB'nin 1,1 milyar TL satış bedeli ve 4 bin 4 metrekare inşaat alanı payı bulunduğunu ifade etti.
İhale ilanındaki bazı rakamlarla açıklamadaki rakamların örtüşmesi, ilgili işlemlerin birlikte incelenmesini gerektiriyor.
Ancak nihai sözleşme ve idari işlem dosyaları görülmeden bu işlemler arasında kesin bir bağlantı kurulması mümkün değil.
Ayrıca söz konusu parselin aktif dere yatağı veya taşkın koruma alanıyla çakışıp çakışmadığı, koordinatlı resmî haritalar üzerinden henüz doğrulanmış değil.
Bu nedenle mevcut belgeler, ilgili parsele hukuka aykırı biçimde imar izni verildiği yönünde bir sonuca varmak için yeterli değil.
DERE YATAĞINDAKİ YAPILARIN DURUMU
Sel felaketinin ardından İstanbul Valiliğinin kamuoyuna yansıyan açıklamalarında, Ayazağa'daki dere yatağında bulunan bazı yapıların kaldırılmasına yönelik çalışmalar bildirildi.
Açıklamalarda 19 dükkân, iki konut, Kur'an kursu binası, stadyum ve tribünlerin yıkım kapsamında değerlendirildiği belirtildi.
Bazı yapıların hukuki statüsü ve dere ıslah çalışmalarına etkileri hakkında da açıklamalar yapıldı.
Bu gelişmeler, dere koridorunda bulunan yapıların geçmişte hangi idari işlemlere konu olduğunu araştırmayı gerekli kılıyor.
Yapıların inşa tarihleri, ruhsat durumları, denetim kayıtları ve varsa geçmiş yıkım kararları incelenmeden belirli bir kurum veya kişiye sorumluluk atfedilmesi doğru olmayacaktır.
DİJİTAL İKİZ İSTANBUL: AYAZAĞA İÇİN SEL SİMÜLASYONU YAPILDI MI?
Araştırmanın bir diğer önemli başlığı, İstanbul'un dijital şehir modelleri ve afet simülasyonları.
Murat Kurum'un 2024 yerel seçimleri döneminde kamuoyuna duyurduğu “Dijital İkiz İstanbul” projesinde, kentin dört boyutlu dijital modeli üzerinde deprem, sel ve yangın gibi afet senaryolarının değerlendirilmesi hedefleniyordu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının daha önce yürüttüğü üç boyutlu şehir modelleme çalışmaları da bulunuyor.
Ancak üç boyutlu kent verilerinin oluşturulması ile belirli bir afet senaryosunun fiilen çalıştırılması farklı teknik aşamalar.
Kamuoyuna duyurulan dijital ikiz projesi kapsamında Ayazağa Deresi için herhangi bir taşkın simülasyonu gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği henüz doğrulanamadı.
Aynı şekilde olası simülasyon sonuçlarının bölgedeki imar veya altyapı kararlarında kullanıldığına ilişkin doğrulanmış bir uygulama kaydı da bulunmuyor.
Bu nedenle Bakanlığın dijital şehir modellerinin Ayazağa Deresi'ni kapsayıp kapsamadığı ve varsa analizlerin hangi kurumlarla paylaşıldığı açıklığa kavuşturulmalı.
MARMARA HAVZASINDA SAYISAL TAŞKIN MODELLEMELERİ
Tarım ve Orman Bakanlığının 17 Ocak 2025 tarihli açıklamasına göre Marmara Havzası genelinde 658 dere üzerinde toplam 3 bin 612 kilometrelik modelleme çalışması gerçekleştirildi.
Bakanlık, çalışmalar kapsamında 92 taşkın tehlike haritası hazırlandığını ve 1.112 tedbir belirlendiğini açıkladı.
Bu veriler Marmara Havzası'nın tamamını kapsıyor; yalnızca Ayazağa Deresi'ne ait değil.
Bununla birlikte Ayazağa için belirlenen teknik tedbirler, dereye ilişkin model sonuçlarının ve taşkın tehlike haritalarının ayrıntılı incelenmesini önemli hâle getiriyor.
Özellikle geçmiş taşkın senaryolarında riskli gösterilen alanlarla Ekim 2026'da su baskınından etkilenen alanların karşılaştırılması, gelecekteki risk azaltma çalışmalarına katkı sağlayabilir.
Böyle bir karşılaştırmada yağış miktarları, dere debisi, arazi koşulları ve mevcut altyapının kapasitesi gibi teknik değişkenlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
ERKEN UYARI SİSTEMLERİ NASIL ÇALIŞTI?
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) tarafından yayımlanan bilgilerde, 2009 yılındaki sel felaketinin ardından İSKİ ile birlikte Taşkın Erken Uyarı Sistemi kurulduğu belirtiliyor.
Sistemde belirli dere kesimlerinin su seviyesi ölçüm istasyonları ve kameralar aracılığıyla izlendiği ifade ediliyor.
Bu izleme noktaları arasında Cendere–Kağıthane hattı da bulunuyor.
Ancak söz konusu istasyonun Ekim 2026'da taşkından etkilenen Ayazağa Deresi kesimini doğrudan izleyip izlemediği henüz doğrulanmış değil.
Aynı şekilde olay günü üretilmiş olabilecek alarm ve uyarı kayıtlarına ilişkin ayrıntılı verilere de ihtiyaç bulunuyor.
AKOM ve İSKİ'nin ölçüm kayıtları, sistemin olay sırasındaki performansının değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
MERKEZİ VE YEREL YÖNETİMLERİN ÇALIŞMALARI BİRLİKTE İNCELENMELİ
Taşkın risklerinin azaltılması; havza planlaması, dere ıslahı, altyapı yatırımları, imar kararları ve afet erken uyarı sistemlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.
Bu çalışmalar farklı kamu kurumlarının görev alanlarına dağılıyor.
DSİ'nin taşkın kontrolüne ilişkin teknik görevleri, İSKİ'nin dere ıslahı çalışmaları, İBB'nin büyükşehir ölçeğindeki planlama ve altyapı faaliyetleri, Sarıyer Belediyesinin ilgili imar ve denetim işlemleri ile Bakanlığın mevzuat kapsamında kullandığı planlama yetkileri ayrı ayrı incelenmeli.
Kurumlar arasındaki görev dağılımının somut projelere nasıl yansıdığı ise resmî yazışmalar, uygulama projeleri ve idari kararlarla belirlenebilir.
Bu araştırmada herhangi bir kurumun hukuka aykırı işlem gerçekleştirdiğine veya sel felaketine kusuruyla neden olduğuna ilişkin kesin bir tespitte bulunulmuyor.
Amaç, geçmiş teknik çalışmaların ve kamu yatırımlarının sonuçlarının açıklığa kavuşturulması.
MANİSATÜRK'TEN YANIT BEKLEYEN 10 SORU
Ayazağa Deresi için taşkın yönetim belgelerinde belirlenen tedbirlerin hangileri tamamlandı, hangileri henüz uygulama aşamasında?
Dere yatağı düzenlemesi ve kapasite artırımı çalışmalarının güncel durumu nedir?
DSİ ve İSKİ, bölgedeki imar planlarına hangi tarihlerde ve hangi kapsamda teknik görüş verdi?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Ayazağa'da hangi planlama veya dönüşüm işlemlerini gerçekleştirdi?
Bakanlığın açıklamasında belirtilen 950 hak sahibine ilişkin işlemler hangi idari kararlara dayanıyor?
Ayazağa Mahallesi 7242 ada 41 parselin güncel imar durumu ve taşkın koruma sınırlarıyla ilişkisi nedir?
Marmara Havzası taşkın modellemelerinde Ayazağa Deresi için hangi risk senaryoları değerlendirildi?
Bakanlığın dijital şehir modellerinde Ayazağa Deresi için sel simülasyonu yapıldı mı?
AKOM ve İSKİ'nin erken uyarı sistemleri Ekim 2026'daki taşkın sırasında hangi ölçüm ve uyarıları kaydetti?
Geçmiş taşkın haritalarıyla 2026 yılında etkilenen alanların karşılaştırılmasına yönelik teknik bir inceleme gerçekleştirildi mi?
SONUÇ: KAMUOYUNUN BİLGİLENDİRİLMESİ ÖNEM TAŞIYOR
Ayazağa'da yaşanan sel felaketi, şehir planlaması ve afet risk yönetiminin birlikte ele alınmasının önemini bir kez daha gündeme getirdi.
İncelenen resmî belgeler, bölgedeki taşkın riskinin geçmiş yıllarda teknik çalışmalara konu olduğunu ve çeşitli mühendislik tedbirlerinin planlandığını gösteriyor.
Aynı dönemde kamu kurumlarının sayısal taşkın modelleri, coğrafi bilgi sistemleri, dijital şehir modelleri ve erken uyarı altyapıları üzerinde çalışmalar yürüttüğü de görülüyor.
Ancak mevcut belgeler, Ayazağa'daki bütün uygulamaların tamamlanma durumunu veya 2026 yılındaki taşkının nedenlerini kesin biçimde açıklamak için yeterli değil.
Bu nedenle olayın teknik ve idari yönlerinin sağlıklı biçimde değerlendirilmesi için ilgili kurumların uygulama kayıtlarının ve araştırma sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması önem taşıyor.
ManisaTürk olarak soruyoruz:
Ayazağa Deresi için öngörülen mühendislik tedbirlerinin hangileri tamamlandı, hangileri tamamlanmadı ve bu çalışmalar taşkın riskini ne ölçüde azalttı?
Dijital afet modelleri ve erken uyarı sistemleri, bölgedeki taşkın riskinin değerlendirilmesinde nasıl kullanıldı?
İmar ve altyapı kararları alınırken hangi teknik veriler dikkate alındı?
Bu soruların belgelerle yanıtlanması, hem Ayazağa'daki sürecin anlaşılmasına hem de İstanbul'da gelecekte yaşanabilecek benzer afetlere karşı alınacak önlemlerin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
KAYNAKLAR VE ARAŞTIRMA DAYANAKLARI
Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü – Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı ve 2022 tarihli hazırlık belgeleri.
Resmî Gazete – 17 Ocak 2025 tarihli, 9419 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı.
Tarım ve Orman Bakanlığı – 17 Ocak 2025 tarihli Marmara Havzası taşkın modelleme açıklaması.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü – Taşkın kontrolü görevleri ve ilgili mevzuat.
İSKİ Genel Müdürlüğü – 2024 Kamu Hizmet Envanteri.
Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği.
3194 sayılı İmar Kanunu ve 6306 sayılı Kanun.
Resmî Gazete – 7 Ocak 2025 tarihli Ayazağa Mahallesi 7242 ada 41 parsel ihale ilanı.
İBB AKOM – Taşkın Erken Uyarı Sistemi açıklamaları.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı – Üç boyutlu dijital şehir modellerine ilişkin açıklamalar.
Murat Kurum – Dijital İkiz İstanbul proje tanıtımı ve 20 Ekim 2026 tarihli açıklaması.
İstanbul Valiliği – Ekim 2026 Ayazağa'daki çalışmalara ilişkin açıklamalar.
EDİTÖR NOTU: Bu araştırma, kamuya açık resmî belgeler ve ilgili kurumların açıklamaları esas alınarak hazırlanmıştır. Haberde herhangi bir kişi veya kurum hakkında hukuka aykırılık ya da kusur tespitinde bulunulmamaktadır. Henüz doğrulanamayan hususlar araştırma soruları olarak ele alınmıştır. İlgili kurumların açıklama ve cevaplarına yer verilecektir.



